






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>BALKAN TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ, Yıl 2025 Sayı 43</title>
    <link>https://dergi.baltam.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3805</link>
    <description>BALKAN TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>BALKANLARDA FATİH SULTAN MEHMET İLE   İLGİLİ BULUNAN İKİ YAZMA ESER</title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88565</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88565</guid>
      <author>Nimetullah HAFIZ , , </author>
      <description>Balkanlar’da Türk halk edebiyatı metinlerinin derlenmesine yöne&lt;br&gt;lik yürüttüğüm araştırmalar kapsamında öncelikle Kosova’nın Prizren,&amp;nbsp;&lt;br&gt;Mamuşa, Yakova, İpek, Priştine, Vulçitrin, Mitroviça, Gilan ve Dobru&lt;br&gt;çan gibi şehir ve köylerinde saha çalışmaları gerçekleştirdim. Bu sü&lt;br&gt;reçte bölgedeki özel kitaplıklar ile Bektaşi, Rifai, Kadiri ve Halveti ta&lt;br&gt;rikatlarına ait tekkelerde incelemelerde bulunarak Osmanlı döneminden&amp;nbsp;&lt;br&gt;günümüze ulaşmış yazma belgeler, şecereler, cönkler, mecmualar ve&amp;nbsp;&lt;br&gt;divanlar gibi birçok özgün el yazması eseri tespit ettim. Araştırmalarımı&amp;nbsp;&lt;br&gt;daha sonra Makedonya, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Karadağ’daki dev&lt;br&gt;let kütüphanelerine taşıyarak Osmanlı dönemi Türk yazarlarına ait pek&amp;nbsp;&lt;br&gt;çok bilinmeyen eser, tarihî belge ve vakıfnameyi belgeledim. Bu çalış&lt;br&gt;malar sırasında Fatih Sultan Mehmet Han’a ilişkin iki önemli yazma&amp;nbsp;&lt;br&gt;eser ortaya çıkardım. Bunlardan ilki, Üsküp’teki “Blaje Koneski” Dev&lt;br&gt;let Kütüphanesi’nde bulunan “Yedinci Padişah Fatih Sultan Mehmet&amp;nbsp;&lt;br&gt;Han İbn-i Murat Sani” başlıklı iki sayfalık yazmadır. İkinci eser ise&amp;nbsp;&lt;br&gt;“Derbeyan-ı Mahmud Paşa” başlığını taşıyan, on beş sayfadan oluşan&amp;nbsp;&lt;br&gt;bir başka yazmadır. Her iki yazma, Fatih Sultan Mehmet Han dönemine&amp;nbsp;&lt;br&gt;ilişkin yeni tarihî veriler sunmakta ve Osmanlı araştırmaları açısından&amp;nbsp;&lt;br&gt;önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Bu nedenle söz konusu belge&lt;br&gt;lerin transkripsiyonlarını ve tıpkıbasımlarını yayımlamayı bilimsel ola&lt;br&gt;rak yararlı bulmaktayım.&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PROMETE ŞİİRİ VE TÜRK MODERNLEŞMESİ</title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88567</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88567</guid>
      <author>Bilge Ercilasun </author>
      <description>Servet-i Fünun devrinin önde gelen sanatçılarından biri olan Tev&lt;br&gt;fik Fikret, Türk şiirinin en güçlü kalemlerindendir. Fikret’in sanatının&amp;nbsp;&lt;br&gt;iki evresi vardır: 1. Şair Servet-i Fünun döneminde pasif ve içe dönük&amp;nbsp;&lt;br&gt;bir yapı arz eder. 2. 1901’den sonra toplumsal konulara yönelmiş ve&amp;nbsp;&lt;br&gt;devrini şiddetle eleştiren şiirler yazmıştır. Bu şiirlerde ayrıca toplumun&amp;nbsp;&lt;br&gt;çağdaşlaşması fikrini işlemiştir. &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;br&gt;Promete şiiri bunlardan biridir. Fikret bu şiirinde gençlerin medenî&amp;nbsp;&lt;br&gt;ülkelere giderek ülkeye uygarlığı getirmelerini söylemiştir. Onlara,&amp;nbsp;&lt;br&gt;gökten ateşi çalarak insanlığa armağan eden Promete’yi örnek göster&lt;br&gt;miştir. Medeni ülkeler Batılı devletlerdir. Gençler Avrupa’ya gidecek,&amp;nbsp;&lt;br&gt;orada bilim ve fenle ilgili her türlü şeyi öğrenecek ve kendi ülkelerine&amp;nbsp;&lt;br&gt;getireceklerdir. Bunun için de durmadan çalışmaları gerekmektedir. &amp;nbsp;&lt;br&gt;Fikret’in bu şiirinde istedikleri Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan&amp;nbsp;&lt;br&gt;sonra bir dizi devrimler yapılmak suretiyle Atatürk tarafından gerçek&lt;br&gt;leştirilmiştir. 1925 yılından itibaren Türk gençleri her alanda Avrupa’da&amp;nbsp;&lt;br&gt;eğitime gönderilmiştir. Böylece hukuk, iktisat, güzel sanatlar, tıp, fen,&amp;nbsp;&lt;br&gt;askerlik gibi çok çeşitli alanlarda uzmanlar yetişmesi sağlanmış, bu su&lt;br&gt;retle Fikret’in bu arzusu gerçekleşmiştir. Üstelik bütün bu işler, çok kısa&amp;nbsp;&lt;br&gt;bir zaman içinde yapılmıştır. &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;br&gt;Şairin bu şiirinde belirttiği ilerleme ve çağdaşlaşma ihtiyacını Ata&lt;br&gt;türk şöyle ifade ediyor: “Muasır medeniyetin üzerine çıkmak.” Yani&amp;nbsp;&lt;br&gt;hedef, yetişmek değil, geçmektir. O medeniyetin, o medeni dünyanın&amp;nbsp;&lt;br&gt;öncüsü olmaktır. Bu suretle Atatürk, Türk milletinin önüne daha kap&lt;br&gt;samlı bir hedef koymuş olur: Dünyanın bir numaralı devleti olmak, dün&lt;br&gt;yanın ileri ve medeni devletlerinden biri olmak.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Türkiye Cumhuriyeti kısa zamanda bunu başarmıştır. Türk milleti&amp;nbsp;&lt;br&gt;Atatürk zamanında dünyanın saygın ve modern devletlerinden biri ol&lt;br&gt;muştur. &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İKİNCİ YENİ ŞİİRİNDE METİNLERARASI İLİŞKİLER:  PARODİ VE PASTİŞ</title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88568</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88568</guid>
      <author> Muhammed YAKUPİ , </author>
      <description>&amp;nbsp;Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı içinde önemli dönüm noktala&lt;br&gt;rından biri olarak kabul edilen İkinci Yeni şiiri, 1950’li yılların ortala&lt;br&gt;rına doğru belirmeye/şekillenmeye başlamış ve etkisi günümüze kadar&amp;nbsp;&lt;br&gt;devam etmiştir. İlk kez Muzaffer İlhan Erdost’un neşrettiği bir yazısın&lt;br&gt;da ismiyle karşılaştığımız bu şiir hareketi, edebiyat araştırmacıları tara&lt;br&gt;fından modernist bir çizgide değerlendirilmiştir. Şiirlerinde kendilerine&amp;nbsp;&lt;br&gt;özgü bir dil ve imge dünyası kuran İkinci Yeniciler, ele aldıkları konu&lt;br&gt;ları farklı tekniklerin yardımıyla anlam ve anlatım olanakları bakımın&lt;br&gt;dan zenginleştirmiş ve birçok yönden çağdaş Türk şiirinde derin izler&amp;nbsp;&lt;br&gt;bırakmışlardır. Bu çalışmada, İkinci Yeni şiirinde parodi ve pastiş gibi&amp;nbsp;&lt;br&gt;metinlerarası yöntemlerin hangi amaçlar ve işlevlerde kullanıldığı,&amp;nbsp;&lt;br&gt;eserlerden örneklerle incelenmiştir.&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FETTAH RAUF’UN ŞİİRLERİNDE ÜSKÜP</title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88569</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88569</guid>
      <author>Zeki GÜREL </author>
      <description>Sanatçı çağına tanıklık ederken onun eserleri de içine doğduğu ve&amp;nbsp;&lt;br&gt;yaşadığı kültürü ve coğrafyayı yansıtır. Pek çok şair ve yazar yaşadığı&amp;nbsp;&lt;br&gt;coğrafyaya, vatanına, bu vatanda yaşadığı şehre ve o şehirdeki mekân&lt;br&gt;lara eserlerinde yer vermiştir. Bu şairlerden biri de Üsküplü Abdül Fet&lt;br&gt;tah Rauf’tur. Abdül Fettah Rauf, 1910 yılında Üsküp’te doğdu. Doğ&lt;br&gt;duğu kentte okudu. Okuduğu Meddah Medresesi’nde müderrislik yaptı.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Vatandaşı olduğu Yugoslavya’da rejime karşı suç işlemekle suçlandı,&amp;nbsp;&lt;br&gt;hapis yattı. Pek çok sıkıntılar çekti. 1963 yılında vefat ettiğinde de Üs&lt;br&gt;küp’te Butel Mezarlığında toprağa verildi. Fettah Rauf, imanının gereği&amp;nbsp;&lt;br&gt;vatan sevgisini şiirlerinde işlerken doğduğu ve yaşadığı şehir olan Üs&lt;br&gt;küp’ü de tabiat ve kültür varlıklarıyla birlikte anlatan şiirler de kaleme&amp;nbsp;&lt;br&gt;aldı. O, bu şiirlerinde Vardar Nehri ile dertleşti, Üsküp’ün Islahhane&amp;nbsp;&lt;br&gt;Parkında dolaştı, Kadı Baba Türbesi önünde hüzünlendi, tarihi yâd etti.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Vardar Nehri üzerindeki su çarklarına bakarken içinde yaşadıkları za&lt;br&gt;manın ezilmişliğini hissedip göz yaşlarını içine akıtırken milletinin ve&amp;nbsp;&lt;br&gt;ümmet-i Muhammedin mazide yaşadığı günleri, güzellikleri hayal etti.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Üsküp Fatih’i Paşa Yiğit’i hatırladı ve hatırlattı. Milletinin ve ümmetin&amp;nbsp;&lt;br&gt;derdiyle dertlenen bir şair olarak o, bu şiirlerinde hiçbir zaman karam&lt;br&gt;sarlık aşılamadı, yıkılmışlığın mahzunluğunda diriliş kararlılığıyla&amp;nbsp;&lt;br&gt;eserlerini kaleme aldı ve ümit aşıladı. &amp;nbsp;&lt;br&gt;Biz bu bildirimizde Fettah Rauf’un şiirlerinde Üsküp’ü anlatışına&amp;nbsp;&lt;br&gt;ve Üsküp’e bakış açısına dair yorumlar yaparken onun şiirleriyle mazi&amp;nbsp;&lt;br&gt;ile hâl arasında Üsküp’ü gündeme getireceğiz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞAİR ZEYNEL BEKSAÇ VE EDEBİ YARATICILIĞI</title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88570</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88570</guid>
      <author>Taner GÜÇLÜTÜRK </author>
      <description>Zeynel Beksaç, Kosova’nın Prizren şehrinde doğan, Türk edebiyatı&amp;nbsp;&lt;br&gt;ve kültürünün Balkanlar’daki önemli temsilcilerinden biri olan çok&amp;nbsp;&lt;br&gt;yönlü bir sanatçıdır. Şiir, gazetecilik, resim ve müzik alanlarındaki üret&lt;br&gt;kenliğiyle öne çıkan Beksaç, Kosova Türk toplumunun kimlik mücade&lt;br&gt;lesi, dilsel direnç ve kültürel süreklilik bağlamında önemli bir figürdür.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Eserleri, çocuklar ve yetişkinler olmak üzere iki temel gruba ayrılır. Ço&lt;br&gt;cuk şiirlerinde sevgi, barış, dostluk ve masumiyet temalarını işlerken,&amp;nbsp;&lt;br&gt;didaktik ve lirik bir üslup benimsemiştir. Yetişkinlere yönelik şiirle&lt;br&gt;rinde ise insan olma erdemi, Türkçenin korunması, Rumeli kimliği ve&amp;nbsp;&lt;br&gt;toplumsal eleştiri ön plandadır. Serbest nazım, hece vezni ve halk şiiri&amp;nbsp;&lt;br&gt;geleneğini sentezleyen Beksaç, tasvir, teşbih ve ironi gibi edebî sanat&lt;br&gt;larla metinlerini zenginleştirmiştir. “Gurur Duy Sen XX. Yüzyıl”, “Çet&lt;br&gt;refil Sevda” ve “Vurmazsam Namerdim” gibi eserleri, Kosova Türk&amp;nbsp;&lt;br&gt;edebiyatında hem biçim hem içerik açısından özgünlük taşır. Uluslara&lt;br&gt;rası ödüllerle taçlanan çalışmaları, Türkçenin Balkanlar’daki varlığını&amp;nbsp;&lt;br&gt;sanat yoluyla dirençle savunmasını somutlaştırır. Aynı zamanda&amp;nbsp;&lt;br&gt;“DOĞRU YOL” Türk Kültür Sanat Derneği ve “TÜRKÇEM” Der&lt;br&gt;gisi’ndeki çalışma ve faaliyetleriyle kültürel mirasın aktarımında aktif&amp;nbsp;&lt;br&gt;rol oynamıştır. Beksaç’ın edebiyatı, bireysel ve toplumsal belleği har&lt;br&gt;manlayarak evrensel insani değerleri yerel bir perspektifle yeniden üre&lt;br&gt;tir. Edebi tahlil metodolojisiyle Beksaç’ın edebi yaratıcılığını irdeleye&lt;br&gt;ceğimiz bu makalede, edebi sanatsal niteliklerinin ayrıntılarıyla tespit&amp;nbsp;&lt;br&gt;etmeye çalışacağız.&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KOSOVA’DA TÜRKÇE EĞİTİM VEREN OKULLARIN  AÇILMASI 1951 KARARI </title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88571</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88571</guid>
      <author>Altay Suroy RECEPOĞLU </author>
      <description>1951 yılında Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi’nde Türkçe eği&lt;br&gt;tim veren okulların açılmasına dair alınan karar, yalnızca bir eğitim me&lt;br&gt;selesi değil, aynı zamanda kimlik, kültür ve eşit vatandaşlık bilincinin&amp;nbsp;&lt;br&gt;inşasında tarihsel bir dönüm noktasıdır. Bu karar, Yugoslavya’nın sos&lt;br&gt;yalist dönemde benimsediği çok uluslu toplum anlayışının en somut&amp;nbsp;&lt;br&gt;yansımalarından biri olmuş, Kosova’daki Türk toplumuna kendi anadi&lt;br&gt;linde öğrenim görme hakkını tanıyarak kültürel varlığının korunmasına&amp;nbsp;&lt;br&gt;zemin hazırlamıştır.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Bu çalışma, bu kararın arka planını, dönemin siyasal ve toplumsal&amp;nbsp;&lt;br&gt;atmosferini, meclis görüşmelerini ve kararın uygulanma sürecini arşiv&amp;nbsp;&lt;br&gt;belgeleri, dönemin tanıkları ve basın kaynakları ışığında ayrıntılı bi&lt;br&gt;çimde incelemektedir. Makale, tarihsel olguları ideolojik yargılardan&amp;nbsp;&lt;br&gt;arındırarak ele almakta; Türkçe eğitimin yalnızca bir pedagojik hak de&lt;br&gt;ğil, aynı zamanda toplumsal aidiyetin, kültürel devamlılığın ve çok kül&lt;br&gt;türlü bir toplum yapısının teminatı olduğunu ortaya koymaktadır.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Bu eser, Kosova Türklerinin eğitim tarihinde bir hafıza belgesi ni&lt;br&gt;teliğindedir. Hem akademik kaynak değeri taşımakta hem de Balkan&amp;nbsp;&lt;br&gt;coğrafyasında azınlık hakları, dil politikaları ve kültürel kimlik tartış&lt;br&gt;maları açısından yeni bir bakış sunmayı amaçlamıştır.&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PRİZREN’DE SÖYLENEN YASTIK ALTI NASREDDİN  HOCA FIKRALARI VE HİKÂYELER </title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88572</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88572</guid>
      <author>Ayser LESKOVCİ </author>
      <description>Bu çalışmada, Prizren’de anlatılan sözlü anlatılar arasında çok çeşit&amp;nbsp;&lt;br&gt;masallar, hikayeler, güldürü masalları, dini masallar derlenerek bir ara&lt;br&gt;ya getirilmiştir. Küçük yaştan itibaren çocuk masallarına ve hikâyele&lt;br&gt;rine karşı bir ilgim vardı. Kendi hikayelerimi yazmaya başlamadan&amp;nbsp;&lt;br&gt;önce, ninemin ve annemin bana anlattığı masallarla yolumu çizmeye&amp;nbsp;&lt;br&gt;karar verdim. 2020 yılının mart ayında, pandemi dönemi sokağa çıkma&amp;nbsp;&lt;br&gt;yasağını fırsat bilerek ilk olarak ninemin bana ve kardeşlerime anlattığı&amp;nbsp;&lt;br&gt;masalları derlemeye başladım. Masalların unutulmaması için bu çalış&lt;br&gt;mayı başlatırken annemden, ablamdan, abimden ve kardeşimden de ha&lt;br&gt;tırladıkları masalları derleyip ekledim. Bu halkayı giderek genişlettim&amp;nbsp;&lt;br&gt;ve araştırmalarımı kapsamlı bir şekilde sürdürmeye başladım. Eş, dost,&amp;nbsp;&lt;br&gt;akraba, komşu ve tanıdıklara ulaşarak büyük çaplı bir araştırma yürüt&lt;br&gt;tüm. Sonuç olarak, Mart 2020’den Mart 2025’e kadar süren bu beş yıl&lt;br&gt;lık çalışma sonucunda toplam 160 anlatıya ulaşabilmiş bulunmaktayım.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Geçmiş dönemlerle kıyaslandığında bu sayının az olduğu söylenebilir;&amp;nbsp;&lt;br&gt;ancak günümüzde bu kadar çeşitli anlatıya ulaşmak oldukça zor. Ne ya&lt;br&gt;zık ki, Prizren Türk halkı birçok masalı artık anlatmadığı için bu kültü&lt;br&gt;rel miras unutulma tehlikesiyle karşı karşıyadır ve bu durum inkâr edi&lt;br&gt;lemez bir gerçektir.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Beş yıl boyunca derlediğim anlatıları, BAL-TAM Türklük Der&lt;br&gt;gisi’nde (S.36,37, 38, 40, 41, 42) yayımladım. İlk olarak yirmi beş ma&lt;br&gt;sal, standart Türkçe ile yazılıp, BAL-TAM Türklük Dergisi’nin 36. ve&amp;nbsp;&lt;br&gt;37. sayılarında yayımlandı. Masal ve hikayeleri yalnızca derlemekle&amp;nbsp;&lt;br&gt;kalmayıp, aynı zamanda bu derlemeler üzerinde kapsamlı incelemeler&amp;nbsp;&lt;br&gt;yaparak, 2024 yılında "Prizren’de Derlenen Eski Türk Masalları Üze&lt;br&gt;rine Bir İnceleme" başlıklı yüksek lisans tezimi tamamladım. Araştır&lt;br&gt;malarıma hâlâ devam etmekteyim.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Bu çalışma, Prizren halk edebiyatı ve sözlü kültürünün korunması&amp;nbsp;&lt;br&gt;ve gelecek nesillere aktarılması açısından önemli bir adımdır. Derlenen&amp;nbsp;&lt;br&gt;masallar, hikayeler ve güldürü masalları, hem Prizren’in kültürel kim&lt;br&gt;liğini yansıtan değerli birer kaynak hem de Türk halk edebiyatına katkı&amp;nbsp;&lt;br&gt;sağlayan özgün eserlerdir. Bu çalışma, sözlü kültürün yok olmasını engellemeye yönelik bir çaba olarak, halk bilimi araştırmalarına ışık tu&lt;br&gt;tacak, dilin doğru kullanımını teşvik edecek ve bölgedeki kültürel mi&lt;br&gt;rası yaşatmaya devam edecektir. Masalların ve hikayelerin derlenmesi,&amp;nbsp;&lt;br&gt;sadece bir kültürün korunması değil, aynı zamanda kültürel bağların&amp;nbsp;&lt;br&gt;güçlendirilmesi ve Türk halk edebiyatının zenginleşmesi açısından da&amp;nbsp;&lt;br&gt;önemli bir katkıdır. Böylece, bu değerli anlatılar geçmişten geleceğe&amp;nbsp;&lt;br&gt;köprü kurarak, kültürel mirasımızı güvence altına alacaktır.&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KOSOVA VE BALKANLAR’DA OZANLIK (AŞIKLIK)  GELENEĞİ VE KOSOVALI BİR OZAN PORTRESİ: AŞIK  FERKİ VE ALUŞ NUŞ </title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88573</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88573</guid>
      <author>Taner GÜÇLÜTÜRK </author>
      <description>Bu bildiri, Kosova ve Balkan coğrafyasında Türk halk ve âşık ede&lt;br&gt;biyatı geleneğinin tarihsel kökenlerini, kültürel kimlikle olan bağını ve&amp;nbsp;&lt;br&gt;sözlü mirasın korunmasındaki rolünü incelemektedir. Osmanlı-Türk&amp;nbsp;&lt;br&gt;medeniyetinin bölgeye intikaliyle başlayan ve Orta Asya-Anadolu kö&lt;br&gt;kenli bu gelenek, Balkanlar’da kendine özgü bir kimlik kazanmıştır.&amp;nbsp;&lt;br&gt;Araştırma, edebiyat tarihi ve halkbilimi metodolojisi çerçevesinde saha&amp;nbsp;&lt;br&gt;çalışmaları, cönk/mecmua derlemeleri ve arşiv incelemeleriyle destek&lt;br&gt;lenmiştir. Kosova Türk halk edebiyatı, destanlar, koşmalar, muammalar&amp;nbsp;&lt;br&gt;ve semailer gibi türlerle zenginleşmiş; ancak Osmanlı sonrası siyasi de&lt;br&gt;ğişimler ve bilinçsiz tahribatlar nedeniyle bu eserlerin önemli bir kısmı&amp;nbsp;&lt;br&gt;kaybolmuştur. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br&gt;Çalışmada öne çıkan husus, sözlü kültürün Türk kimliğinin ve kül&lt;br&gt;türel belleğin yaşatılmasındaki kritik rolüdür. âşıklar, toplumsal hafı&lt;br&gt;zanın taşıyıcıları olarak hem Anadolu’dan getirdikleri eserleri icra et&lt;br&gt;miş hem de yerel temalarla özgün üretimler yapmıştır. Bu bağlamda,&amp;nbsp;&lt;br&gt;Prizrenli Aşık Ferki (1807-1908), Kosova’daki âşıklık geleneğinin son&amp;nbsp;&lt;br&gt;geleneksel temsilcilerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Ferki’nin 21&amp;nbsp;&lt;br&gt;destanı, taşlamaları ve semaileri incelendiğinde, toplumsal eleştiri, dinî&amp;nbsp;&lt;br&gt;öğüt ve gündelik yaşamın estetik yansımaları dikkat çekmektedir. Eser&lt;br&gt;lerinde Prizren ağzının izleri görülen Ferki, geleneksel formları kulla&lt;br&gt;nırken yerel kültürle evrensel Türk edebiyatını harmanlamıştır. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br&gt;Kosova’daki Türk âşıklık geleneği, sözlü kültür vasıtasıyla kimli&lt;br&gt;ğin ve kolektif belleğin sürdürülmesinde köprü işlevi görmüştür. An&lt;br&gt;cak, göç ve değişen idare ile birlikte gelen yeni düzen ardından bu ge&lt;br&gt;lenek klasik gelenek biçimi bakımından son bulmuştur. Bu geleneğin&amp;nbsp;&lt;br&gt;modern &amp;ndash; çağdaş formlardaki son temsilcisi Aluş Nuş olup, sazı yerine&amp;nbsp;&lt;br&gt;tamburu ile birlikte kültürel ve sanatsal ortamlarda seslendirdiği hicivli&amp;nbsp;&lt;br&gt;ve taşlamalı şiirleriyle bu geleneğin yaşayan son temsilcilerinden biridir&amp;nbsp;&lt;br&gt;denebilir. Balkanlar’da dijitalleşme gibi modern dinamikler bu gelene&lt;br&gt;ğin ömrünü tüketmiştir. Aşık Ferki, Aluş Nuş örneği üzerinden, bu mi&lt;br&gt;rastan geriye kalan eserler akademik çalışmalarla kayıt altına alınması, derlenmesi, yayınlanması ve nesiller arası aktarımın desteklenmesi öne&lt;br&gt;rilmektedir. Bu çaba, yalnızca Kosova Türklerinin değil, Balkanlar’ın&amp;nbsp;&lt;br&gt;kültürel çoğulculuğunun korunması açısından da hayati önem taşımak&lt;br&gt;tadır.&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PROF. DR. NİMETULLAH HAFIZ İLE BİR SÖYLEŞİ </title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88575</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88575</guid>
      <author>Altay MISIRLI </author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PRİZREN’DE SUZİ ÇELEBİ ÖLÜMÜNÜN 500.  YILDÖNÜMÜNDE ANILDI </title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88576</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88576</guid>
      <author>Altay Suroy RECEPOĞLU </author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KOSOVA’DAN İKİ DEĞERLİ İSİM:  PROF. DR. NİMETULLAH HAFIZ VE NEVZAT ŞUNDO  ÜSKÜP’TE “RUMELİ KANAAT ÖNDERLERİ”   ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLDÜLER</title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88577</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88577</guid>
      <author>Taner GÜÇLÜTÜRK </author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AZİZ BUŞ, VEFATININ 55. YILINDA PRİZREN’DE  ANILDI</title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88578</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88578</guid>
      <author>BAL-TAM </author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KOSOVA CUMHURBAŞKANI VJOSA OSMANİ   PROF. DR. NİMETULLAH HAFIZ’A   CUMHURBAŞKANLIĞI LİYAKAT MADALYASI’NI  TAKDİM ETTİ</title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88579</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88579</guid>
      <author>Taner GÜÇLÜTÜRK </author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PERO STEFANOVİÇ’İN 1979 YILINDA YAYIMLANMIŞ  “NUR BABA” KİTABI HAKKINDA BİR TANITIM</title>
      <link>https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88580</link>
      <guid isPermaLink="true">https://dergi.baltam.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88580</guid>
      <author>Şerafettin ÖMER </author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


